Günlerimiz kötü bir haber, birbirine zarar vermiş insanlar, kazalar, afetler duymadan geçmez oldu. Anlayamadığım ise neyi paylaşamadığımızdır. Nedense istediklerimizin hepsi sanki başkalarının elinde ve biz bunları elde etmek için hep savaşmak, kavga etmek ya da zarar vermek zorundayız.
Duyduğumuz haberlerin içeriğindeki vahşet ve sınır tanımazlık boyutları inanın beni dehşete düşürüyor. “Saldırganlar” diye tanımladıklarım, artık birilerine zarar verme boyutunu aşmaya, etraftakileri ya da olayı duyanları dehşete düşürmeye travmatik hale getirmeye çabalıyorlar.
Yaşanan vahşetleri çocuklara izah etmekte zorlanmanın ötesinde kendimize bile açıklayamıyoruz. Sebepleri görmezden, olayları duymazdan gelmeye, umursamamaya ve arkamızı dönmeye gayret eder olduk, fakat nereye kadar üç maymun oynanabilir ki?
Muayene ettiğim, danışmanlık verdiğim kişilerin içinde giderek artan bir grup var. Bu grupta madde kullanımının yaygın, suç işleme potansiyelinin yüksek olan, öfkesini kontrol edemeyen (ya da etmek için çaba bile göstermeyen), sürekli kendine ve çevresine maddi ya da manevi ama mutlaka zarar verenler mevcut.
Toplumda antisosyal davranışların artması, insanların daha paranoid, çekingen ve sorgulayıcı bir hale gelmesinin sebebi mutlaka araştırılmalı ve daha fazla geç kalınmadan herkes üzerine düşen görevi yapmalıdır.
Çocukların en iyi öğrenme şekilleri görerek öğrenmedir. Davranışlarında, konuşmalarında taklit etmenin çok büyük önemi vardır. Sevmeyi, sorunlara sakin yaklaşmayı, hoşgörüyü, tatlı bir gülümseme görerek ve şefkatle büyüyen bir çocuk ile kavga, şiddet, öfke, düşmanlık ya da küskünlük ortamında büyüyen çocuğun farlılıklarını tahmin etmek hiç zor olmasa gerekir.
Bugünün çocukları on yıl sonranın yetişkin gençleri olacaklar. Sürekli kötü ve travmatik olaylarla beslenen küçük beyinleri, yetişkinlik döneminde sorunlara daha yıkıcı, yok edici bir tavırla yaklaşacaklardır. Bu da toplumdaki şiddetin tırmanması, kavgaların, savaşların artması anlamına gelmektedir. Öyleyse artık zaman tedbir alma zamanıdır. Neler yapabiliriz? Öncelikle stresle mücadele etmeyi öğrenmeliyiz. Kişilik özelliklerimizi yansız olarak değerlendirip saldırganlığımızı nasıl gösterdiğimizi tespit etmeliyiz. Olaylara nasıl tepkiler verdiğimizi gözlemleyip, çözüm şekillerini, hatalarımızı, yanlış yaklaşımlarımızı, ayrıca farklı tepkileri değerlendirip sakin olma yollarını bulmalıyız.
Hayatımız boyunca her oyunu kazanmak, her yarışmadan birinci çıkmak zorunda değiliz. Geleceğimizi, hedeflerimizi, hatta çocuklarımızın hedeflerini planlarken koyduğumuz hedeflere dikkat edelim. Göreceksiniz ki, hedefler bizleri zorluyor, aşabilmek için sarf ettiğimiz çaba bizi daha çok strese sokuyor. İstediğimiz geleceğe ulaşmak için daha kısa adımlar atmak, daha kısa vadeli hedefler oluşturmak daha faydalı olacaktır. Her küçük adım başarıldığında diğer adım için motive olunacak, en uzak hedefe belki de çok daha kısa sürede ve bunalmadan, strese girip hastalıklara yakalanmadan ulaşılacaktır.
Stresi bizi motive edecek kadarıyla taşımakla daha güçlü, sabırlı, hoşgörülü ve mantıklı oluruz. Kazançlarımızı sadece maddi kazançlar üzerinde değerlendirirsek, yaşamımız boyunca sadece gördüklerimizle kalırız. Peki ya hissedeceklerimiz ya da hissettirebileceğimiz güzel duygular, yaşamımızdaki renkler, motifler ne olacak?
Stres ve bizi öfkelendiren faktörleri tespit edip bizim dışımızdaki nedenleri bir tarafa bırakıp, kendi düzeltebileceklerimize yoğunlaşıp çözüm yolu aramalıyız. İşte; herkes üzerine düşen problemi karşısındakilere zarar vermeden çözümlerse gelecek nesil için belki de biraz daha barışçıl bir ortam bırakabiliriz.
2002 yılında agresyonun yani saldırganlığın giderek artığını gözlemlediğimden, bu konuda bir çalışma yapmak istedim ve 1995 yılında orijinali güncellenmiş olan Buss-Durkee agresyon testini Türkçeye çevirerek, bizim toplumuzdaki geçerlik ve güvenilirliğini değerlendirdim. Ortaya gerçekten güzel ve geçerli bir ölçek çıktı. Pek çok değerli meslektaşım da bu ölçeği çalışmalarında kullandı. En çok da gençler üzerindeki saldırganlık modellerini inceleyen arkadaşların çalışmalarında yer alması beni daha da mutlu etti, çünkü geleceğimiz olan çocuklarımızın kişilik hallerini ve öfkelerini şimdi tespit edebilirsek çözümler oluşturmamız da söz konusu olacaktır.
Aşağıda geçerlik ve güvenilirlik çalışmasını yaptığım saldırganlık ölçeğinin maddelerini sıraladım. Kendinizi bir deneyin bakalım. Saldırgan mısınız, bu durumunuzu nasıl gösteriyorsunuz? Belki bir fikir verebilir ne dersiniz?
Mutlu ve sakin çözümlerin olduğu günler diliyorum.
Dr. Sibel CAN
AGRESYON TESTİ SORULARI
1. Arkadaşlarım çok münakaşacı olduğumu söylerler.
2. Şans hep başkalarına gülüyor, onlardan yana oluyor.
3. Birden parlarım, ama çabuk sakinleşirim.
4. Kendimi sık sık diğer insanlarla tartışırken bulurum.
5. Bazen hayatın bana adaletli davranmadığını düşünürüm.
6. İnsanlarla aynı fikirde olmazsam, onlarla tartışmaktan kendimi alıkoyamam.
7. Bazen ortada hiçbir neden yokken parlarım.
8. Kız yada erkek birisi beni kışkırtırsa ona vurabilirim.
9. Bazen niye bu kadar katı olduğumu merak ediyorum.
10. Tanıdığım insanları tehdit ettiğim olmuştur.
11. Biri çok üzerime geldiğinde, sıkıştırdığında ona vurabilirim.
12. Öfkemi kontrol etmekte zorluk çekerim.
13. Eğer çok kızarsam o kişinin yaptığı işleri berbat edebilirim.
14. Kapıyı arkadan gelenin yüzüne çarpacak kadar çıldırabilirim.
15. İnsanlar bana patronluk tasladıklarında, onların inadına işi ağırdan alırım.
16. İnsanlar bana nazik davrandıklarında, ne isteyeceklerini merak ederim.
17. Herşeyi dağıtacak kadar çılgınlaşabilirim.
18. Bazen sevmediklerim hakkında dedikodu yayar, çamur atarım.
19. Ben sakin biriyim.
20. İnsanlar beni kızdırırlarsa, onlara gerçek düşüncelerimi söyleyebilirim.
21. Bazen insanların arkamdan bana güldüklerini hissederim.
22. İstediğimi elde edemediğim zaman, kızgınlığımı gösteririm.
23. Bazen birine vurma isteğimi kontrol edemem.
24. Pek çok insandan daha sık kavga ederim.
25. Eğer biri bana vurursa bende ona vururum.
26. Arkadaşlarımla aynı fikirde olmadığımda açıksa söylerim.
27. Haklarımı korumak için şiddete başvurmam gerekirse, hiç çekinmem.
28. Fazla dostça davranan yabancılara güvenmem.
29. Bazen kendimi patlamaya hazır bir bomba gibi hissederim.
30. Beni gerçekten rahatsız edenlere susarak, ilgilenmeyerek tepki veririm.
31. Arkadaşlarımın, arkamdan, benim hakkımda konuştuklarını bilirim.
32. Bazı arkadaşlarım, benim düşünmeden hareket ettiğimi düşünürler.
33. Bazen hiçbirşey düşünemeyecek kadar kıskanç olurum.
34. El şakası yapmaktan hoşlanırım.